İzmir’den bakınca dünyanın geri kalanı: “Zeytin varsa hayat var” teorisi
İzmir’de büyüyen biri için zeytin biraz meyve değil, direkt karakter özelliği gibi bir şey. Kahvaltıda yoksa eksiklik hissi, varsa “bugün yine hayattayım” hissi. Ben 25 yaşında, İzmir’in rüzgârını saç modeli sanmış bir genç olarak şunu net söyleyebilirim: Zeytin bizim için sadece ağaçtan düşen bir şey değil, hayat görüşü.
Ve sonra bir gün biri soruyor:
“Japonya’da zeytin yetişir mi?”
İlk tepki:
“Ne alaka?”
İkinci tepki:
“Dur bir dakika… neden olmasın?”
Üçüncü tepki:
Google’a yazmadan önce 12 saniye boşluğa bakma.
Çünkü bu soru öyle basit değil. İçinde hem coğrafya dersi var, hem tarım var, hem de “ben neden bunu hiç düşünmedim” krizi var.
İzmirli birinin zeytinle ilişkisi: kişisel gelişim paketi gibi
Herkese merhaba! Bu yazımızda “Japonya’da zeytin yetişir mi” hakkında bilinmesi gereken önemli noktaları ele alıyoruz.
Biz İzmir’de zeytini şöyle tüketmiyoruz:
Biz zeytini yaşıyoruz.
Sabah kahvaltısı:
– Anne: “Zeytin az mı koyayım?”
– Ben: “Az zeytin diye bir şey var mı?”
Zeytin bizim için kahvaltının yanında değil, kahvaltının sebebi.
Bir gün arkadaşım İstanbul’dan geldi. Masaya kahvaltı kurduk. Adam zeytini görünce şöyle dedi:
“Bu kadar zeytin normal mi?”
Ben de gayet sakin:
“Senin hayatın eksik.”
Tabii iç sesim:
“Belki de fazla iddialı konuştun ama geri dönüş yok, devam.”
İşte böyle bir zihniyetle büyüyünce, “Japonya’da zeytin yetişir mi?” sorusu insanın beyninde küçük bir deprem yaratıyor.
Japonya’da zeytin yetişir mi? Asıl mesele ne?
Şimdi dürüst olalım. Bu soruyu ilk duyduğumda zihnimde şu sahne canlandı:
Bir Japon bahçesi, sakura ağaçları, bir köşede de “bonsai zeytin ağacı”… ve biri minik minik siyah zeytinleri chopstick ile topluyor.
Sonra gerçek hayat iç sesim araya giriyor:
“Abartma.”
Çünkü işin bilimsel tarafı var. Zeytin ağacı genel olarak Akdeniz iklimini sever. Yani:
Sıcak yazlar
Ilık ve yağışlı kışlar
Fazla nem olmayan hava
Güneşi bol ortam
Japonya ise:
Yazın nemli sauna gibi
Kışın bölgeye göre oldukça soğuk
Muson yağmurlarıyla duygusal hava değişimleri olan bir ülke
Yani ilk bakışta zeytin ağacı için “biraz zor ilişki” gibi duruyor.
Ama hayat her zaman siyah-beyaz değil. Zeytin bile bazen “ben buraya da alışırım” diyebiliyor.
İklim meselesi: Zeytin biraz seçici bir arkadaş
Zeytin ağacı öyle her ortama “ben geldim” diye atlayan biri değil.
Mesela benim bir arkadaş tipi var, her ortamda rahat:
Kalabalıkta rahat
Sessizlikte rahat
Krizde rahat
Zeytin onun botanik versiyonu değil.
Zeytin daha çok:
“Beni Akdeniz’e bırak, ben bir düşünürüm.”
Japonya ise coğrafi olarak farklı bir karakter:
Tayfun var
Nem var
Mevsimler sert geçişli
Zeytin bu ortamda şöyle der gibi:
“Ben biraz dışarı çıkmayayım bugün…”
Ama burada işin sürpriz kısmı başlıyor.
Japonya’da gerçekten zeytin yetişiyor mu?
Evet, burada hikâye beklenmedik şekilde dönüyor.
Japonya’nın bazı bölgelerinde, özellikle Seto İç Denizi çevresinde, zeytin yetiştiriciliği var. En bilinen yerlerden biri de Shodoshima Adası.
Burası Japonya’nın “zeytinle tanıştığı” yerlerden biri gibi düşünebilirsin.
Yani sahne şu:
Ben İzmir’de “zeytin sadece bizde olur” diye artistlik yaparken, Japonya bir köşede sessizce zeytin yetiştiriyor.
Ve ben bunu öğrenince:
“Tamam… ben bir süre susuyorum.”
Shodoshima’da iklim daha ılıman, deniz etkisi var ve zeytin ağaçları uyum sağlayabiliyor. Hatta zeytinyağı üretimi bile yapılıyor.
Yani cevap net:
Evet, Japonya’da zeytin yetişir mi? sorusunun cevabı “evet ama sınırlı ve bölgesel”.
Günlük hayattan sahneler: zeytin beynimde fazla yer kaplamaya başladı
Sahne 1: Kafede arkadaş muhabbeti
Arkadaşım:
“Japonya’da zeytin yetişmez herhalde ya.”
Ben (fazla hızlı):
“Yetişir.”
Arkadaş:
“Nasıl yani?”
Ben:
“Yani… bazı adalarda… iklim… şey… Google’a bakmıştım…”
İç ses:
“Niye bu kadar savunmaya geçtin? Zeytin senin şirketin mi?”
Sonra hızlıca konuyu değiştiriyorum:
“Bu arada Japonya’da ramen neden bu kadar iyi?”
Sahne 2: İzmir’de yürürken düşünce krizim
Kordon’da yürürken bir anda kafama takılıyor:
“Zeytin ağacı Japonya’da büyüyebiliyorsa… ben niye bazı şeyleri hâlâ bu kadar zor sanıyorum?”
Sonra kendime geliyorum:
“Tamam sakin ol. Bu bir botanik soru. Hayat dersi çıkarma.”
Ama İzmir’de yaşayıp da aşırı düşünmemek mümkün değil. Rüzgâr bile insanı felsefeye zorluyor.
Sahne 3: Japonya hayali versiyonum
Bir gün kendimi Tokyo’da hayal ediyorum.
Bir marketteyim, raflara bakıyorum:
Sushi
Ramen
Garip tatlılar
Ve bir köşede… zeytin yağı
İç ses:
“Burada ne işin var?”
Ben:
“Bilmiyorum ama Japonya’da zeytin yetişir mi diye düşünüyordum.”
Kasiyer bana bakıyor, ben ona bakıyorum, ikimiz de hayatı sorguluyoruz.
Sonra gerçeklik:
“Sen İzmir’e geri dön.”
Asıl mesele: Zeytin sadece ağaç değil, kültür çatışması
Bu sorunun aslında iki katmanı var:
Birincisi botanik:
Evet, Japonya’nın bazı bölgelerinde zeytin yetişebilir.
İkincisi zihinsel:
Biz zeytini o kadar “bizim” sanıyoruz ki başka yerde olunca garip geliyor.
Bu biraz şu gibi:
Türk kahvesi başka ülkede olunca şaşırmak
Baklavanın global olmasıyla gurur duymak
Ama zeytini görünce “dur bir dakika” demek
Benim kafada zeytin:
“İzmir’den çıkmam.”
Gerçekte:
“Ben turistik gezi yapıyorum.”
İç sesle final: fazla düşünen İzmirli kapanışı
Şu an oturup düşünüyorum.
“Japonya’da zeytin yetişir mi?”
Evet, yetişir. Ama her yerde değil. Her ağaç gibi o da uygun ortam istiyor.
Ama asıl komik olan şu:
Ben bu soruyu öğrendiğimden beri sanki zeytin ağacı benim uzaktan akrabammış gibi hissetmeye başladım.
İç ses:
“Bırak artık zeytini.”
Ben:
“Tamam ama Shodoshima’yı da unutmayalım.”
İç ses:
“Sen sadece kahvaltını düşün.”
Ben:
“Olabilir ama yine de… zeytin.”
Ve işte böyle.
İzmir’de rüzgâr var, Japonya’da yağmur var, arada bir yerde de zeytin var. Ve ben hâlâ neden bu kadar düşündüğümü çözmeye çalışıyorum.